+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

EUDR: Son 100 Gününde İhracatçı Ne Yapmalı?

EUDR son 100 gününde, Avrupa Birliği pazarına ürün sunan kuruluşlar için asıl risk yalnızca takvime yetişememek değildir. Daha kritik risk; tedarikçinin verdiği bilgiyi doğrulanmış veri sanmak, ürünü üretim parseliyle ilişkilendirememek ve gerekli özen beyanını destekleyecek kayıtları zamanında kuramamaktır. 30 Aralık 2026 itibarıyla geniş ve orta ölçekli işletmeler bakımından uygulanacak yükümlülükler, ihracat operasyonu ile sürdürülebilirlik, satın alma, kalite ve bilgi teknolojileri ekiplerinin ortak çalışmasını gerektirir.

EUDR son 100 gününde hangi yükümlülükler öne çıkıyor?

AB Ormansızlaşma Tüzüğü olarak bilinen EUDR, belirli ürünlerin AB pazarına arz edilmesi, piyasada bulundurulması veya AB’den ihraç edilmesi için üç temel koşul getirir: Ürün ormansızlaşmadan ari olmalı, üretildiği ülkenin ilgili mevzuatına uygun olmalı ve gerekli özen beyanı ile desteklenmelidir.

Kapsam; sığır, kakao, kahve, yağ palmiyesi, kauçuk, soya ve odun ile bu emtialardan türetilen belirli ürünleri içerir. Ancak kuruluşlar yalnızca ana emtiaya odaklanmamalıdır. GTİP kodu, ürün bileşimi, hammadde oranı ve ticari rol, kapsam analizinin ayrılmaz parçalarıdır. Ahşap ambalaj, mobilya bileşeni, kauçuk esaslı ürün veya kakao türevi girdilerde yanlış sınıflandırma, yükümlülüğün gözden kaçmasına yol açabilir.

Türkiye’deki bir üretici veya ihracatçı, çoğu durumda AB’de yerleşik ithalatçı ile birlikte veri akışını kurmak zorundadır. AB’de ürünü piyasaya arz eden tarafın hukuki rolü farklılaşabilir; buna rağmen Türk tedarikçinin sağlamadığı parsel, menşe, miktar ve izlenebilirlik verisi olmadan ithalatçının uygun bir gerekli özen beyanı hazırlaması mümkün değildir. Bu nedenle uyum sorumluluğu sözleşme üzerinde başka bir tarafta görünse dahi ticari etkisi tedarik zincirinin tamamına yayılır.

Mikro ve küçük işletmeler için geçiş tarihi 30 Haziran 2027’dir. Bununla birlikte bu süre, veri toplama çalışmalarını ertelemek için güvenli bir alan olarak görülmemelidir. Büyük alıcıların talep ettiği tedarikçi verileri, sözleşmesel gereklilikler ve müşteri denetimleri daha erken başlayabilir.

İlk öncelik: Ürünü üretim alanına kadar izlemek

EUDR hazırlığında sertifika, tek başına yeterli uygunluk kanıtı değildir. FSC veya PEFC gözetim zinciri gibi sistemler izlenebilirlik yönetimi için değerli bir altyapı sağlayabilir; ancak EUDR kapsamında istenen gerekli özen sürecini ve AB bilgi sistemine yapılacak beyanı kendiliğinden ikame etmez. Her programın kapsamı, kanıt türü ve doğrulama yöntemi ayrı değerlendirilmelidir.

İlk 100 günde yapılması gereken, ürün akışını belge akışından ayırmadan haritalamaktır. Kuruluş; hangi ürünün hangi tesiste işlendiğini, hangi tedarikçiden geldiğini, hangi üretim sahası veya parselden kaynaklandığını ve hangi müşteriye sevk edildiğini izleyebilmelidir. Bu harita, yalnızca genel tedarikçi listesi değildir. Parti, sevkiyat, miktar, tarih ve dönüşüm ilişkilerini taşıyan operasyonel bir kayıt düzenidir.

Jeolokasyon verisi bu yapının en hassas unsurudur. Üretim alanının koordinatları, ilgili hammaddenin kaynağı ile eşleşmeli; veri formatı, doğruluk seviyesi ve parsel sınırı mantığı ürün türüne göre değerlendirilmelidir. Büyük üretim alanlarında poligon verisi, küçük alanlarda koordinat bilgisinin yeterliliği gibi konular teknik inceleme gerektirir. Tedarikçiden alınan koordinatların kopyalanıp sisteme aktarılması, verinin doğru üretim alanına ait olduğunu kanıtlamaz.

Kuruluşlar bu aşamada üç soruya yazılı yanıt verebilmelidir: Hangi ürünlerimiz kapsamda? Her ürün için ilk üretim noktası neresi? Bu bilgi parti bazında ticari belgelere nasıl bağlanıyor? Yanıtlar kişilerin hafızasında kalıyorsa, sistem henüz denetime hazır değildir.

Risk değerlendirmesi, tedarikçi beyanı toplamak değildir

EUDR, yalnızca bilgi toplama düzenlemesi değildir. Toplanan bilginin ormansızlaşma ve mevzuata uygunluk riskini değerlendirmek için kullanılması gerekir. Risk değerlendirmesi; üretim ülkesi ve bölgesi, tedarik zincirinin karmaşıklığı, ara tedarikçi sayısı, belge güvenilirliği, arazi kullanımındaki değişimler, yerel mevzuata uyum ve bağımsız kaynaklardan elde edilen bulgular birlikte ele alınarak yapılmalıdır.

Tedarikçiden alınan imzalı bir uygunluk taahhüdü yararlı bir kayıt olabilir, fakat düşük risk sonucunu tek başına kanıtlamaz. Özellikle birden fazla ülkeden hammadde tedarik edilen, karışım veya dönüşüm işlemi yapılan zincirlerde parti ayrımı ve kütle dengesi kontrolleri belirleyici hale gelir. Hangi girdinin hangi çıktıya dönüştüğünü açıklayamayan işletmelerde, coğrafi veri doğru olsa bile ürün bağlantısı zayıf kalır.

Risk ihmal edilebilir seviyenin üzerinde ise risk azaltma önlemleri uygulanmalıdır. İlave belge istemek, tedarikçiyi yerinde doğrulamak, uydu veya harita kaynaklarıyla arazi bilgisini çapraz kontrol etmek, yüksek riskli kaynağı ayırmak ya da tedarikçiyi değiştirmek bu önlemler arasında yer alabilir. Uygulama, ürün ve ülke koşullarına bağlıdır. Önemli olan, seçilen önlemin gerekçesi ve sonucu ile kayıt altına alınmasıdır.

Beyan öncesi kontrol noktalarını belirleyin

Gerekli özen beyanı, ürün AB pazarına arz edilmeden veya ihraç edilmeden önce ilgili AB bilgi sistemine sunulmalıdır. Beyanın doğru hazırlanabilmesi için kuruluş içinde beyanı kimin yöneteceği, veriyi kimin doğrulayacağı ve ticari sevkiyatın hangi aşamada serbest bırakılacağı açıkça tanımlanmalıdır.

Buradaki yaygın hata, uyum dosyasını sadece sürdürülebilirlik ekibinin sorumluluğu olarak görmektir. Oysa satın alma tedarikçi verisini toplar, operasyon parti ve stok hareketini kaydeder, kalite birimi doküman kontrolünü yürütür, satış veya lojistik sevkiyat zamanını yönetir, bilgi teknolojileri ise veri bütünlüğünü destekler. Yetki ve onay adımları bu fonksiyonlar arasında kurulmadığında, son dakika beyanı hatalı veya eksik bilgiyle yapılabilir.

Kuruluşun yazılı prosedürü en azından veri kabul kriterlerini, belge kontrolünü, risk değerlendirmesi sıklığını, uygunsuzluk halinde sevkiyatın durdurulmasına ilişkin yetkiyi, düzeltici faaliyetleri ve kayıt saklama düzenini içermelidir. Prosedürün varlığı kadar, çalışanların bu prosedürü gerçek bir sipariş üzerinde uygulayabilmesi de önemlidir.

Son 100 gün için uygulanabilir çalışma planı

İlk iki hafta, kapsam ve sorumluluk analizine ayrılmalıdır. Ürün portföyü GTİP kodlarıyla gözden geçirilmeli, EUDR kapsamındaki ürünler ayrıştırılmalı ve AB’deki müşteri veya ithalatçıların rolü netleştirilmelidir. Ticari sözleşmelerde hangi verinin kim tarafından, hangi formatta ve hangi sürede sağlanacağı da bu aşamada değerlendirilmelidir.

Sonraki dönemde tedarikçi veri toplama süreci başlatılmalıdır. Standartlaştırılmış bir veri talep formu; ürün tanımı, hammadde kaynağı, üretim ülkesi, jeolokasyon, miktar, sevkiyat ve uygunluk belgelerini aynı yapıda istemelidir. Serbest formatlı e-postalara dayalı süreçler, veri karşılaştırmasını ve denetim izini zorlaştırır.

Üçüncü aşamada örnek ürün ve sevkiyatlar üzerinde uçtan uca doğrulama yapılmalıdır. Bir satış faturası seçilerek ilgili partiye, girdiye, üretim alanına, tedarikçi kaydına ve risk değerlendirmesine geriye doğru inilmelidir. Bu test, kağıt üzerinde eksiksiz görünen sistemlerdeki kopuklukları görünür hale getirir. Eksik koordinat, uyuşmayan miktar, belirsiz menşe veya imzasız tedarikçi beyanı gibi uygunsuzluklar için düzeltici faaliyet sorumluları atanmalıdır.

Son aşamada ise beyan süreci ve kayıtlar bağımsız gözle değerlendirilmelidir. EUDR düzenleyici modül yaklaşımıyla yürütülen teknik inceleme, kuruluşun kendi beyan mekanizmasının tutarlılığını, izlenebilirlik kanıtlarını ve risk yönetimi uygulamalarını test etmesine yardımcı olabilir. Ancak bağımsız değerlendirme de operatörün gerekli özen yükümlülüğünü devralmaz; karar ve beyan sorumluluğu ilgili ekonomik işletmede kalır.

Denetimde aranacak kanıtı bugünden üretin

Denetim hazırlığı, denetim tarihi yaklaştığında dosya biriktirmek anlamına gelmez. Kanıt; satın alma anında, üretim kaydı oluştuğunda ve sevkiyat gerçekleştiğinde üretilmelidir. Geriye dönük oluşturulan tablolar, kaynak dosyaları ve versiyon geçmişi bulunmadığında güvenilirliğini kaybeder.

Bu nedenle her kaydın kaynağı, tarihi, sorumlusu ve ilgili partiyle bağlantısı korunmalıdır. Tedarikçi değişikliği, arazi bilgisi güncellemesi, risk seviyesi değişikliği veya ürün bileşimindeki revizyon gibi olaylar da sistemde iz bırakmalıdır. İzlenebilirlik, yalnızca veriye erişmek değil; verinin ne zaman, kimden ve hangi kontrol sonucunda kabul edildiğini gösterebilmektir.

EUDR takvimi yaklaşırken en doğru adım, en fazla belgeyi toplamak değildir. Kuruluşun gerçekten bildiği ile beyan etmeye hazırlandığı bilgi arasındaki farkı ortaya koymak ve bu farkı doğrulanabilir kayıtlarla kapatmaktır. Bu çalışma, yalnızca AB pazarına erişimi korumaz; tedarik zincirinde ölçülebilir güven tesis eder.

Diğer Haber & Faaliyetler