+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

What Is the Difference Between GRS and RCS, Which Certification Should Be Chosen?

Bir tekstil ürünü için geri dönüştürülmüş içerik beyanı yapmak, yalnızca tedarikçiden alınan bir beyana dayanmaz. Elyaftan ipliğe, kumaştan konfeksiyona ve sevkiyata kadar malzemenin hareketi kayıtlarla izlenmeli; ürün üzerindeki iddia da bu kayıtlarla doğrulanabilmelidir. GRS RCS farkı, tam olarak bu doğrulamanın kapsamı, ürün için gerekli geri dönüştürülmüş içerik oranı ve işletmeye yüklediği çevresel-sosyal gerekliliklerde ortaya çıkar.

GRS ve RCS, geri dönüştürülmüş malzeme iddialarının güvenilirliğini destekleyen, tedarik zinciri izlenebilirliğine dayalı standartlardır. Her iki sistem de fiziksel malzeme akışının kontrolünü, kapsam belgelendirmesini ve sevkiyata bağlı işlem sertifikalarını esas alır. Ancak bir ürünün RCS kapsamında belgelendirilebilmesi ile GRS kapsamına alınabilmesi aynı operasyonel yükümlülük anlamına gelmez.

GRS ve RCS nedir?

RCS, Recycled Claim Standard olarak adlandırılır. Standardın temel amacı, bir üründeki geri dönüştürülmüş içeriğin tedarik zinciri boyunca doğrulanmasıdır. RCS, geri dönüştürülmüş içerik beyanına ve malzemenin gözetim zincirine odaklanır. Bu nedenle, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını kanıtlamak isteyen ancak GRS’nin ilave çevresel, sosyal ve kimyasal yönetim şartlarına henüz hazır olmayan kuruluşlar için daha dar kapsamlı bir çerçeve sunar.

GRS ise Global Recycled Standard‘dır. Geri dönüştürülmüş içeriğin izlenebilirliğini RCS ile benzer bir gözetim zinciri mantığında ele alır; bunun yanında üretim faaliyetlerine ilişkin çevresel yönetim, sosyal uygunluk ve kimyasal kullanımına yönelik ilave şartlar getirir. Dolayısıyla GRS, yalnızca “bu üründe geri dönüştürülmüş malzeme vardır” iddiasını değil, bu malzemenin işlendiği tesisin uygulamalarını da denetim kapsamına taşır.

Her iki standartta da sertifikasyon, kuruluşun belirlenen faaliyetleri ve tesisleri için yürütülür. Sertifika sahibi olmak tek başına her ürünün otomatik olarak sertifikalı olduğu anlamına gelmez. Sertifikalı ürün beyanının sevkiyat ve satış aşamasında kullanılabilmesi için ilgili malzeme akışının sertifikalı tedarikçilerden başlaması, kayıtlarla korunması ve gerekli işlem sertifikalarıyla desteklenmesi gerekir.

GRS RCS farkı: içerik oranı ve denetim kapsamı

En belirgin fark, ürün düzeyindeki asgari geri dönüştürülmüş içerik eşiğidir. RCS için ürünün en az yüzde 5 geri dönüştürülmüş içerik taşıması beklenir. GRS’de ise bu eşik yüzde 50’dir. Bu oranlar, ürünün toplam ağırlığı içindeki uygun geri dönüştürülmüş malzeme miktarının hesaplanmasında belirleyicidir.

Örneğin yüzde 30 geri dönüştürülmüş polyester içeren bir kumaş, diğer şartlar sağlanıyorsa RCS kapsamında değerlendirilebilir; ancak aynı ürün yüzde 50 eşiğini karşılamadığı için GRS iddiasıyla sunulamaz. Buna karşılık yüzde 70 geri dönüştürülmüş içerik taşıyan bir ürünün GRS kapsamında pazarlanabilmesi için yalnızca oranı sağlaması yeterli değildir. Üretim tesisinin GRS’nin çevresel, sosyal ve kimyasal şartlarına da uygun çalıştığının denetimle doğrulanması gerekir.

Bu ayrım, satın alma ekiplerinin müşteri şartnamesini doğru okumasını zorunlu kılar. Bazı alıcılar yalnızca doğrulanmış geri dönüştürülmüş içerik talep ederken, bazı küresel markalar GRS’yi özellikle şart koşabilir. RCS sertifikalı bir ürün, GRS zorunluluğu bulunan bir tedarik programında eşdeğer kabul edilmeyebilir. Belge seçimi bu nedenle maliyet veya denetim kolaylığı üzerinden değil, müşteri talebi, hedef pazar ve ürün iddiası üzerinden yapılmalıdır.

GRS’nin ilave gereklilikleri

GRS kapsamındaki tesislerde çevresel yönetim uygulamalarının kayıt altına alınması beklenir. Enerji ve su kullanımının izlenmesi, atık yönetimi, atık su ve emisyonlarla ilgili yasal yükümlülüklerin takibi, çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik uygulamalar denetimde değerlendirilen başlıklardandır. Değerlendirmenin ayrıntısı tesisin faaliyetine, proseslerine ve tabi olduğu mevzuata göre değişir.

Sosyal uygunluk tarafında çalışma koşulları, zorla çalıştırmanın ve çocuk işçiliğin önlenmesi, ayrımcılık yasağı, ücretler, çalışma saatleri, iş sağlığı ve güvenliği ile disiplin uygulamaları incelenir. Kuruluşun yalnızca politika yayımlaması değil, uygulamayı destekleyen personel kayıtlarını, eğitimleri, risk değerlendirmelerini ve düzeltici faaliyetlerini sunabilmesi gerekir.

Kimyasal yönetimi de GRS’nin kritik alanlarından biridir. Özellikle ıslak işlem, boyama, baskı, yıkama veya apre yapan kuruluşların kullandığı kimyasalları yönetmesi; tedarikçi dokümanlarını, güvenlik bilgi formlarını, envanterlerini ve proses kontrollerini düzenli tutması gerekir. Buradaki uygunluk, ürünün her pazardaki tüm mevzuat gerekliliklerini otomatik olarak karşıladığı anlamına gelmez. İhracat yapılacak ülkenin ürün güvenliği, kimyasal kısıtlama ve müşteri özel şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

RCS’de ise bu sosyal, çevresel ve kimyasal modüller GRS’deki genişlikte denetim kapsamına girmez. Bu durum RCS’nin daha düşük güvenilirlikte olduğu anlamına gelmez. RCS, amacına uygun biçimde geri dönüştürülmüş içerik iddiasını ve izlenebilirliği doğrular. Ancak kuruluşun sürdürülebilirlik beyanının kapsamı genişledikçe RCS’nin sağladığı doğrulama tek başına yeterli olmayabilir.

İzlenebilirlikte ortak temel: gözetim zinciri

GRS ve RCS’nin ortak operasyonel çekirdeği gözetim zinciridir. Sertifikalı ve sertifikasız malzemelerin karışması, yanlış ürün koduyla sevk edilmesi veya tedarikçi sertifikasının geçerliliği kontrol edilmeden kabul yapılması, iddianın doğrulanabilirliğini zedeler. Bu nedenle mal kabulden depolamaya, üretim planlamasından sevkiyata kadar kontrol noktaları tanımlanmalıdır.

Kuruluşun parti numarası, ürün kodu, satın alma belgesi, üretim kaydı, stok hareketi, fire oranı ve satış belgesi arasında mantıksal bir iz kurulabilmelidir. Kütle dengesi yaklaşımıyla, satılan sertifikalı ürün miktarının satın alınan ve işlenen uygun girdiyi aşmadığı gösterilmelidir. Özellikle fason üretim, ortak depo kullanımı veya birden fazla tesisin bulunduğu yapılarda sorumlulukların yazılı biçimde belirlenmesi önem taşır.

İşlem sertifikası bu yapının ticari belgelerle bağlantısını kurar. Sertifikalı malzemenin bir kuruluştan diğerine transferinde, ilgili sevkiyatın standart kapsamındaki statüsünü destekler. Satın alma birimi, satış ekibi ve depo sorumluları işlem sertifikasının ne zaman gerekli olduğunu aynı şekilde anlamalıdır. Aksi halde üretimde uygun girdi kullanılsa dahi müşteriye yapılan sertifikalı ürün beyanı risk altına girebilir.

Hangi durumda GRS, hangi durumda RCS tercih edilmeli?

RCS, ürününde düşük veya orta seviyede geri dönüştürülmüş içerik bulunan, tedarik zinciri izlenebilirliğini doğrulamak isteyen ya da müşterisinden açıkça RCS talebi alan işletmeler için uygun olabilir. Yüzde 50’nin altındaki içerik oranlarında GRS seçeneği zaten ürün eşiği bakımından mümkün olmayacaktır.

GRS ise yüzde 50 ve üzeri geri dönüştürülmüş içerik kullanan, müşterilerine daha kapsamlı bir sürdürülebilirlik güvencesi sunmak isteyen ve tesis uygulamalarını sosyal-çevresel kriterlerle doğrulayabilecek kuruluşlar açısından anlamlıdır. Özellikle markalı ürün programlarında, ihracat odaklı tedarik zincirlerinde ve alıcı şartnamelerinde GRS talebi bulunan durumlarda bu kapsam kritik hale gelir.

Karar öncesinde ürün reçeteleri, hammadde kaynakları, tedarikçi sertifikaları ve tesis prosesleri birlikte değerlendirilmelidir. Sadece mevcut ürün oranına bakmak yeterli değildir. Örneğin sertifikalı geri dönüştürülmüş elyaf temin edilebilse bile, fason boyahanenin kapsam durumu veya işlem sertifikası düzenleme kabiliyeti ürün beyanını doğrudan etkileyebilir.

Denetime hazırlık için kayıt disiplini

Başarılı bir belgelendirme süreci, denetim tarihinden kısa süre önce hazırlanan dosyalara dayanmaz. Sistem, günlük operasyonun parçası olmalıdır. Görev tanımları, eğitim kayıtları, sertifikalı ürün prosedürü, tedarikçi onay yöntemi, mal kabul kontrolleri, stok ayrıştırma kuralları ve uygunsuzluk yönetimi denetimden önce işletilmelidir.

Özellikle satış belgelerindeki ürün tanımı dikkatle yönetilmelidir. Sertifikalı statüsü bulunmayan ürün için GRS veya RCS ifadesi kullanılması, yanıltıcı beyan riski doğurur. Aynı şekilde ürün etiketi, katalog, teklif ve fatura üzerindeki iddiaların sertifika kapsamı ve işlem sertifikası verileriyle tutarlı olması gerekir. Bu kontrol, pazarlama departmanının tek başına yürüteceği bir iş değil; kalite, satın alma, üretim, depo ve satış ekiplerinin ortak sorumluluğudur.

Doğru standardın seçilmesi, yalnızca denetim kapsamını belirlemez; müşteriye verilen çevresel iddianın sınırını da tanımlar. Kuruluşlar, belgeye erişmeyi değil, her sevkiyatta kanıtlanabilir bir geri dönüştürülmüş içerik beyanını sürdürebilmeyi hedeflemelidir.

Diğer Haber & Faaliyetler