+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

+90 216 574 88 01

info@sbg.com.tr

Palmiye Yağı Sorununa Sürdürülebilir Çözüm RSPO

RSPO Palmiye Yağı Sorununa Sürdürülebilir Çözüm

Palm Yağı Nedir?

Palm Yağı, palmiye ağaçlarının meyvelerinden elde edilen bitkisel bir yağdır.

Palmiye yağ ağaçları Afrika’ya özgüdür ancak bir asırdan fazla bir süre önce Güneydoğu Asya’ya getirilmiştir. Bu girişim Endonezya ve Malezya’nın küresel tedarikin %85’inden fazlasını üretmesine imkan verdi, ancak 42 ülkede daha palm yağı üretiliyor.

Bu son derece çok yönlü yağın birçok farklı özelliği ve işlevi vardır; bu da onu gıda, kozmetik, temizlik ürünleri ve biyoyakıtlarda yararlı ve yaygın olarak kullanılmasını olana verir.

Palmiye Yağı, mevcut piyasadaki hiçbir yağlara benzemiyor; oda sıcaklığında yarı katı olduğundan gıda ürünlerini sürülebilir halde tutabilir, oksidasyona karşı dirençli olabilir, ürünlere daha uzun bir raf ömrü sağlar ve yüksek sıcaklıklarda stabildir; bu da kızarmış ürünlere daha çıtır bir doku kazandırmaya yardımcı olur. Ayrıca yağ kokusuz ve rengi yoktur, yani kozmetik ve gıdada kullanılması ürünü olumsuz etkilemez.

Diğer bitkisel yağlarla karşılaştırıldığında son derece çok yönlü olmasının yanı sıra, palmiye yağı çok verimli bir üründür. Yıl boyunca küçük arazi alanlarında yüksek miktarlarda yağ üretebilir. Bu, palm yağının sağladığı istikrarlı gelire güvenebilen yetiştiriciler ve küçük çiftçiler için onu ideal ve çekici bir ürün haline getirmektedir.

Palm Yağı ile ilgili sorunlar nelerdir?

Ormansızlaşma, yaban hayatının zarar görmesi, yerel toplulukların zarar görmesi ve adil olmayan/asgari işçi hakları gibi sorunlar tarımda alışılmadık bir durum olmaktan çok uzaktır. Yine de bu etkiler, palm yağı üretimi söz konusu olduğunda, özellikle de sürecin sürdürülemez olduğu durumlarda, önemli bir ağırlık taşıyor.

RSPO Palmiye Yağı Sorununa Sürdürülebilir Çözüm

1) İnsan hakları ve sosyal standartlar

Palmiye yağı üretimiyle ilgili sosyal sorunların anlaşılması ve tanımlanmasının özellikle zor olduğu kanıtlanmıştır; sorunlar şöyle sıralanabilir:

  • Toprak ve haklarla ilgili çatışmalar
  • Göçmen işçilerin durumuna ilişkin sorunlar
  • Kayıt dışı ve ücretsiz kadın emeği
  • Kötü çalışma koşulları
  • Çocuk işçiliği

2) Ormansızlaşma

Palmiye yağının yayılması, tropik Asya ile Orta ve Güney Amerika’da ormansızlaşmanın ve doğal yaşam alanlarının bozulmasının önemli bir nedeni olup, büyükbaş hayvancılığın ve yerel gıda tarımının arkasından gelmektedir. Borneo adasında 2005 ile 2015 yılları arasındaki ormansızlaşmanın en az %50’si palmiye yağı gelişimiyle ilgiliydi.

Bu bağlamda ormansızlaşma, aşağıdaki nedenlerden dolayı doğal ormanların kaybı olarak tanımlanmaktadır:

  • Ormanın tarıma veya diğer orman dışı arazi kullanımına dönüştürülmesi
  • Plantasyon ormanına dönüştürme
  • Şiddetli ve sürekli bozulma.

Avrupa Komisyonu’na göre palm yağı üretimi küresel ormansızlaşmanın %2,3’üne katkıda bulunuyor.

3) Yabani hayata zarar

Tek ürün tarlalarına dönüşen bu ormanlar, vahşi yaşam alanlarını yok etmiş ve daha önce çok yüksek bir biyolojik çeşitlilik oranlarına sahip alanlara onarılamaz şekilde zarar vermiştir. Örneğin Borneo ve Sumatra Orangutanı, Sumatra Fili, Borneo Cüce Fili, Sumatra Gergedanı ve Sumatra Kaplanı gibi hayvanların neslini tehlikeye sokmuştur.

Çözüm nedir?

Çevrenin, yaban hayatının ve yerli halkların korunmasını sağlarken palmiye yağı talebi nasıl karşılanacak?

Sorunun cevabı  “RSPO Sertifikası”dır.

RSPO, Sürdürülebilir Palmiye Yağı Yuvarlak Masası güvenilir küresel standartlar ve paydaşların katılımı yoluyla sürdürülebilir palmiye yağı tarımının yaygınlaşmasının ve palm yağı ürünlerinin kullanımını teşvik etmek amacıyla 2004 yılında kurulmuştur.

RSPO, palm yağı endüstrisinin farklı sektörlerinden paydaşları bir araya getiren, kar amacı gütmeyen, uluslararası üyelikli bir kuruluştur. Erişim alanları palmiye yağı üreticilerini, palmiye yağı işleyicilerini ve tüccarlarını, tüketim malları imalatçılarını, kilit paydaşları, perakendecileri, bankaları ve yatırımcıları, çevreyi veya doğayı koruyan STK’ları ve sosyal ve kalkınmaya yönelik STK’ları kapsamaktadır.

RSPO’nun sürdürülebilir palm yağı üretimi tanımı, Yüksek Koruma Değerli (HCV) ormanları ve Yüksek Karbon Tutumu (HCS) olan alanlarda fidan dikimi sırasında mevcut orman veya alan temizliği sınırlar, kesme ve yakma uygulamalarını yasaklamaktadır. Her ikisi de insanoğlunun dünya çapında ürettiği büyük miktardaki karbonun tutulmasında hayati öneme sahiptir. Buna karşılık, yerli toplulukların refahı orada faaliyet gösteren işletme veya kuruluş tarafından da korunmalı ve çalışanlara adil çalışma koşulları sunulması zorunludur.

Kimler RSPO Sertifikası almalı ve hangi ürünler sertifikasyon kapsamındadır?

RSPO Sertifikası hakkında daha fazla bilgi için web sitemizin ilgili sayfasını ziyaret edebilirsiniz veya bizimle irtibata geçebilirsiniz?

Diğer Haber & Faaliyetler

FSC Sertifikanız Risk Altında Olmasın: Yanlış Beyan Durumlarında Bloke Edilme ve Çıkış Yolları

FSC Sertifikanız Risk Altında Olmasın: Yanlış Beyan Durumlarında Bloke Edilme ve Çıkış Yolları

FSC sertifikası, firmalara uluslararası pazarda güvenilirlik sağlarken, yanlış FSC beyanları ciddi yaptırımlara yol açabilir. Yanlış veya yanıltıcı etiketleme, kasıtlı beyanlar ya da sistematik ihlaller gibi durumlarda FSC, kuruluşları bloke edebilir. Bu tür tespitler FSC, ASI, belgelendirme kuruluşları veya denetimler aracılığıyla yapılır. Blokajdan çıkmak için uygunsuz ürünlerin yönetimi, düzeltici-önleyici faaliyetlerin uygulanması ve gerekirse telafi veya tazmin süreçlerinin yürütülmesi gerekir. Kuruluşların yeniden sisteme dahil olabilmesi için FSC’ye resmi başvuru yaparak gerekli şartları yerine getirmesi zorunludur.

daha fazla bilgi edinin
AB Ormansızlaşma Yönetmeliği (EUDR) Uyumunda Tedarikçilerle Etkileşim Kurmak için Temel Adımlar

AB Ormansızlaşma Yönetmeliği (EUDR) Uyumunda Tedarikçilerle Etkileşim Kurmak için Temel Adımlar

EUDR uyumu kapsamında tedarikçilerle etkili iletişim kurmak, sürecin en kritik adımlarından biridir. İlk olarak, kapsam dahilindeki tedarikçilerin belirlenmesi ve bu paydaşlarla erken aşamada açık iletişim kurulması gerekir. Süreçte yapılandırılmış veri toplama, izlenebilirlik ve risk bazlı yaklaşım benimsenerek tedarik zinciri şeffaf hale getirilmelidir. Proaktif iletişim ve sürekli destek, hem mevzuata uyumu kolaylaştırır hem de tedarikçi ilişkilerini güçlendirir. Erken ve şeffaf etkileşim, şirketlere EUDR gerekliliklerine uyum sağlama ve sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturma konusunda avantaj sağlar.

daha fazla bilgi edinin
FSC® Yıllık İdari Ücretlerinde (AAF) Enflasyon Ayarlaması Geliyor

FSC® Yıllık İdari Ücretlerinde (AAF) Enflasyon Ayarlaması Geliyor

FSC, CoC ve FM sertifika sahiplerini kapsayan Yıllık İdari Ücret (AAF) için enflasyona bağlı bir artış uygulanacağını duyurmuştur. 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girecek bu düzenleme ile ücretlerde %6,8 oranında artış yapılacaktır. Bu artış, IMF’nin küresel enflasyon verileri temel alınarak belirlenmiş olup FSC’nin yıllık olarak enflasyona göre ücret güncelleme politikasına dayanmaktadır.

FSC’nin bu tür düzenlemeleri yapmasının amacı; sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak, hizmet kalitesini korumak ve küresel ekonomik koşullara uyumlu, adil bir ücret yapısı oluşturmaktır. Aynı zamanda bu gelirler; standart geliştirme, pazar büyütme, marka koruma ve paydaş yönetimi gibi temel faaliyetlerin devamlılığını desteklemektedir.

daha fazla bilgi edinin
EUDR’ye Uyum için FSC Trace Hakkında Derinlemesine Bir Bakış

EUDR’ye Uyum için FSC Trace Hakkında Derinlemesine Bir Bakış

FSC Trace, FSC sertifikalı ürünlerin tedarik zincirini şeffaf şekilde izlemek için geliştirilen, blockchain tabanlı bir takip platformudur; ancak kendi başına bir sertifika değildir. Platform; hammaddenin kaynağı, geçtiği işlemler ve dolaştığı ülkeler gibi verileri değiştirilemez kayıtlarla tutarak şirketlere güvenilir izlenebilirlik sağlar. Bu yapı, özellikle EUDR uyumunda gerekli kanıtların oluşturulması, risk değerlendirmelerinin kolaylaştırılması ve due diligence süreçlerinin daha sistematik yürütülmesi açısından önemli avantaj sunar. Aynı zamanda şirketlerin tedarik zinciri risklerini daha iyi yönetmesine, raporlama yükümlülüklerini desteklemesine ve sürdürülebilirlik iddialarını daha sağlam temellere oturtmasına yardımcı olur. Yazı ayrıca FSC Trace’in, FSC’nin EUDR’ye uyum odaklı çözümleriyle birlikte kullanıldığında işletmeler için daha güçlü bir uyum altyapısı oluşturabileceğini vurguluyor.

daha fazla bilgi edinin
FSC® Sertifikalı Ürünler İçin Sahte Beyan ile Yasak Hammadde/Ürün Satışı Soruşturmaları

FSC® Sertifikalı Ürünler İçin Sahte Beyan ile Yasak Hammadde/Ürün Satışı Soruşturmaları

FSC sistemi, sahte beyanlar ve yasak hammadde kullanımı gibi durumları tedarik zinciri bütünlüğünü tehdit eden ciddi ihlaller olarak değerlendirir ve bu tür vakalarda kapsamlı soruşturmalar yürütür. Bu kapsamda ASI tarafından başlatılan “Transaction Verification (TV)” süreçleri ile belirli ürün gruplarında (örneğin huş kontrplak) tedarik zinciri verileri detaylı şekilde analiz edilir.
Soruşturmalarda şirketlerden fatura, irsaliye ve işlem kayıtları talep edilerek beyanların doğruluğu ve ürünlerin gerçek kaynağı karşılaştırmalı olarak incelenir.
Yüksek risk veya ihlal tespit edilmesi durumunda, FSC ilgili kuruluşların sertifikalarını askıya alabilir veya tamamen bloke edebilir; bu yaptırımlar grup şirketlerini de kapsayabilir.
Bu süreçler, FSC’nin küresel tedarik zincirinde sahte beyanları önlemek, yasadışı veya sertifikasız hammaddelerin sisteme girmesini engellemek ve sistem güvenilirliğini korumak amacıyla uygulanmaktadır.

daha fazla bilgi edinin
EUDR AB Ormansızlaşma Yönetmeliği Nedir?

EUDR AB Ormansızlaşma Yönetmeliği Nedir?

EUDR (AB Ormansızlaşma Yönetmeliği), AB’de tüketilen veya ticareti yapılan ürünlerin küresel ormansızlaşmaya katkı sağlamamasını garanti altına almak amacıyla oluşturulmuş bir düzenlemedir.
Yönetmelik; soya, kakao, kahve, palmiye yağı, sığır eti, kauçuk ve ahşap gibi yüksek riskli ürünleri kapsar ve bu ürünlerin ormansızlaşmadan arındırılmış olmasını zorunlu kılar.
Şirketler, ürünlerin 31 Aralık 2020 sonrası ormansızlaştırılmış alanlardan gelmediğini kanıtlamak için “due diligence” (gerekli özen) sürecini uygulamak zorundadır.
Ayrıca ürünlerin üretildiği ülkedeki yasalara uygunluğu ve tedarik zinciri boyunca izlenebilirliği de sağlanmalıdır.
EUDR’nin temel amacı; sera gazı emisyonlarını azaltmak, biyolojik çeşitliliği korumak ve sürdürülebilir tedarik zincirlerini teşvik etmektir.

daha fazla bilgi edinin